Çalışan Annelerin İlk 1000 Günü projemiz, kamu ve özel sektörde çalışan annelerin, anne adaylarının ve babaların erken ebeveynlik döneminde çalışma koşulları ve yan haklara yönelik mevcut durumunu, beklenti ve ihtiyaçlarını anlamak, bu beklentilerin iş dünyasının mevcut şartları kapsamında ne ölçüde ve ne şekilde karşılanabilir olduğunu tespit etmek ve ilgili aksiyonları planlamak & özel sektörü harekete geçirmek amacıyla yaptığımız bir projedir.
Araştırmamız:
Türkiye gibi gelişen ekonomilerde kadınların işgücüne katılımlarının kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. “Sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışan” bir şirket olarak, birebir iletişimde bulunduğumuz annelerimizin, özellikle iş hayatına tutundurulmaları ve doğum sonrası işi bırakmamaları için gayret göstermenin önemli bir sorumluluğumuz olduğu inancındayız.
Baktığımızda, bugün kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği ve istihdamda Türkiye’de ne durumda olduğunu gösteren çokça veri var. Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre toplumsal cinsiyet eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sıradayız. TÜİK 2014 istihdam verilerine göre çalışan nüfusun yüzde 65’i erkekken sadece yüzde 27’si kadın. TNSA 2013 verilerine göre her 4 kadından biri evlendikten sonra işi bırakıyor. Gebelik ve çocuk bakımı nedeniyle işten ayrıldığını söyleyen kadınların oranı ise yüzde 14.
Bu verileri pozitife çevirmek herkesin ortak hedefi. Ama bunun nasıl başarılacağı konusunda belirsizlik var. Biz bu soruyu konunun muhataplarına sormak istedik. Cevapların reel hayatta karşılık bulabilmesi için de konunun bütün muhataplarını işin içine sokmak istedik. Sonunda da bu araştırma ortaya çıktı.
Ipsos araştırma şirketi ile yaptığımız ve Türkiye’de bir ilk olan bu araştırma kapsamında, çeşitli sektörlerden mavi ve beyaz yaka olmak üzere 1071 anne, baba ve yönetici ile görüşerek, erken ebeveynlik sürecinde geliştirilebilecek çalışan dostu aile ve istihdam uygulamalarına yönelik değerlendirmelerini aldık.